Hull City'nin sahibi ve başkanı Acun Ilıcalı, İngiltere Premier Lig'e yükselmenin yarattığı coşkunun ardından beIN SPORTS'a özel bir röportaj verdi. Ilıcalı, kulübü satın alma kararından play-off finalindeki casusluk skandalına, Fenerbahçe'deki görevinin Hull City'ye yansımalarından bu sezonki dönüşümün sırlarına kadar pek çok konuya ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı.
Hull City Neden Seçildi?
Ilıcalı, kulüp alım sürecinde öncelikli kriterinin harcama limiti açık bir takım bulmak olduğunu vurguladı. "Kulüp ararken harcama limiti olan bir takım bulmam gerekiyordu. Aksi halde istediğin kadroyu yapman çok zor, oyuncu satmak zorundasın" diyen Ilıcalı, Hull City'nin o dönemde League One'dan yeni çıkmış olmasının aslında bir avantaj olduğunu belirtti. Transferde serbestliğin kendisi için belirleyici parametre olduğunu ifade eden Ilıcalı, kulübü yerinde incelemeye gittiğinde eski sahibinin kendisiyle şeref tribününde buluşturduğunu aktardı.
"Öyle bir şeref tribünü var ki, oda yaptırmış ve orada 70-80 kişiyi ağırlayabiliyorsun. Stat mükemmel, ambiyans çok güzel, şehir çok güzel. Sana bakan, gülen gözleri görüyorsun" diyen Ilıcalı, o anı şöyle özetledi: "O zaman 'Almam gereken takım bu' dedim."
Fenerbahçe'deki Görev Hull City'yi Sarstı
Ilıcalı'nın açıklamalarının en dikkat çekici bölümü, geçen sezon yaşanan kötü gidişatın nedenlerine ilişkin kısmı oldu. Kulübün ilk sezonunda mükemmel bir kadro kurulduğunu ve ligde 7. sırada bitirerek play-off'u kaçırdıklarını hatırlatan Ilıcalı, sonraki sezonda da güçlü bir takım oluşturduklarını ancak sonuçların beklentilerin altında kaldığını söyledi.
"Bu sene yarı finalde oynadığım 11 oyuncunun 10 tanesi geçen sezon transfer edildi. Demek ki asıl sorun yanlış transfer değilmiş" diyen Ilıcalı, geçen sezonun kötü geçmesinin ardındaki etkenleri sıraladı: İngiltere'de yeterince zaman geçirememesi, Fenerbahçe'de asbaşkanlık yapması ve teknik direktör ile takım arasındaki uyuşmazlık. "Bu etkenlerde takım az kalsın küme düşüyordu" ifadesini kullanan Ilıcalı, transfer başarı oranlarının yüzde seksenin üzerinde olduğunu da sözlerine ekledi.
Ocak'tan İtibaren Büyüyen Premier Lig Hayali
Bu sezonun nasıl şekillendiğine dair konuşan Ilıcalı, gerçekçi hedeflerinin ilk 10, hayal hedeflerinin ise ilk 6 olduğunu belirtti. Ocak ayından itibaren Premier Lig hayalinin canlı hale gelmeye başladığını anlatan Ilıcalı, 15 hafta boyunca ilk 6'da yer aldıklarını ve takımın yemekhanesinde 1 Ocak itibarıyla play-off konuşmalarının başladığını aktardı. "Her takım bir yerlerde takılıyor" diyen Ilıcalı, bu sezondaki istikrarın geçmiş sezonlardan temel farkı oluşturduğunun altını çizdi.
Play-off finalini ise "dünyanın en pahalı, en prestijli maçı" olarak tanımlayan Ilıcalı, seyircilerin heyecan yaşamış olabileceğini ancak kendisi için o 90 dakikanın tam anlamıyla bir sinir testine dönüştüğünü vurguladı. "Kendimi negatife o kadar çok hazırlamıştım ki gol olunca inanamadım" diyerek o anın kendisinde bıraktığı şoku gözler önüne serdi.
Finaldeki Casusluk Skandalı ve Hukuki Süreç
Ilıcalı'nın değindiği bir diğer önemli başlık, play-off finaline gölge düşüren casusluk skandalı oldu. Finale üç gün kala rakiplerinin değiştiğini, oysa kendilerinin on gün boyunca farklı bir rakibe hazırlandığını belirten Ilıcalı, bu durumun ciddi bir haksızlık yarattığını dile getirdi. "Benim finaldeki rakibim turnuvadan atılıyorsa benim mantıken çıkmam gerekmiyor mu? Ama ortada bir final var ve bunu oynatmaları lazım" diyen Ilıcalı, casusluk olayının hükmen mağlubiyet kararı verilmesini gerektirmediğine dikkat çekti.
Sürecin lehlerine sonuçlandığını belirten Ilıcalı, "Mağdur olan bir tek bizdik. Aksi bir durum olsa mahkeme hakkımızı kullanacaktık. Allah yardım etmiş, o konular da kapandı" ifadelerini kullandı. Böylece hem saha içindeki başarı hem de saha dışındaki belirsizlik aynı anda noktalanmış oldu.



